İSTİHBARAT

Şifresiz Yayın!

Özal Cinayetinde sona doğru!

Posted by admin Ekim 31, 2012


Siyanürden mi zehirlendi, limonatasına Bulgaristan Büyükelçiliğinde zehir mi katıldı, by-pass ameliyatı geçirdiği halde yoğun bir gezi trafiği sebebi ile bünyesi zayıflatıldı mı düşünceleri ile boğuşurken, sona doğru gelindi.

Merhum Cumhurbaşkanımız Turgut ÖZAL ın ölüm nedeninden ziyade hep merak edilen soru bu işi kimin yaptırdığı oldu ama bu sonuca asla varılamadı. Şunu bilmekte fayda olduğunu düşünüyorum, Orakoğlu’nun dikkat çektiği husus şu. Ortada bir PKK dosyası var. bunu okuyan öldürülüyor. bu PKK dosyası öyle düşünüyorumki Devletin üst kademelerinin CİA, MOSSAD ile birlikte hareket ettiği ABD çıkarlarına ters düşen liderlerinde öldürüldüğü. Yapmış olduğu icraatlarına katılalım katılmayalım Başbakan Recep Tayyip ERDOĞAN da bu suikast girişimlerinden 3 defa nasibini almış ama bu sefer yakın korumalarının istihbarat yetkililerinin işi sıkı tutması sonucu kurtulmuştur. Akla şu soru geliyor Başbakan bu kitaba ulaştı mı? PKK nın bitirilmesi, en azından belinin kırılması hususunda ciddi adımlar atılması, ABD nin PKK yı feda ederek tasfiyesine vize vermesi bu şüpheli ölümlerde ifşa edileceği korkusu mudur. Zira Sol kesime yıllardır ezberlettirilen Gazeteci Yazar Merhum Uğur MUMCU’yu İran istihbarat teşkilatının değilde aynı kişiler tarafından, Eşref Bitlisinde aynı sebep ve aynı kişiler tarafından öldürtüldüğü bu kitaba eklendiği ve belgelendirildiği kanaatindeyim İstihbaratçı Bülent Orakoğlu Turgut Özal’ın öldürüldüğünü ileri sürerek “Suikasti tezgahlayan üst düzey bir devlet görevlisi. Adını da biliyorum” dedi. Orakoğlu, İpekçi, Mumcu ve Özal’ın gizli bir PKK dosyayısını okuduktan sonra öldürüldüklerini söyledi. Orakoğlu, Abdi İpekçi, Uğur Mumcu, Eşref Bitlis ve Turgut Özal’ın PKK derin devlet ilişkisine yer verilen bir dosyayı okuduktan sonra öldürüldüklerini ileri sürdü.

DOSYAYI OKUYAN ÖLDÜ

Orakoğlu, Abdi İpekçi’ye öldürülmeden hemen önce bir dosya geldiğini, dosyada bir devlet örgütlenmesinin bilgilerinin yer aldığını söyledi. İpekçi dosyayı aldıktan hemen sonra CIA’in Ankara temsilcisine gelerek, dosyadaki devlet örgütlenmesini sorduğunu iddia eden Orakoğlu, İpekçi’nin dosyaya ulaştığını açık ettikten çok kısa bir süre sonra öldürüldüğünü söyledi. Öldürülmeden üç gün önce benzer bir dosyanın da gazeteci Uğur Mumcu’ya da geldiğini ileri süren Orakoğlu Mumcu’nun Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ı aradığını Özal’a ulaşamayınca da dönemin Jandarma Genel Komutanı olan Orgeneral Eşref Bitlis’e telefonla dosyadaki bilgileri anlattığını iddia etti. Orakoğlu’na göre Bitlis’le yaptığı telefon görüşmesinden üç sonra Mumcu bombalı bir saldırıyla öldürüldü. Mumcu’dan çok kısa bir süre sonra da Orgeneral Bitlis’in uçağı düşürülerek öldürüldü. Orgeneral Bitlis’in ölümünden iki ay sonra da Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın Çankaya Köşkü’nde geçirdiği bir kalp krizi sonrasında hayatını kaybettiğini hatırlatan Orakoğlu Özal’ın da kontrgerilla tarafından öldürüldüğünü ileri sürdü. Özal suikastını üst düzey bir devlet görevlisinin organize ettiğini ileri süren Orakoğlu, röportajda ısrarlı sorulara rağmen “Bu ismi biliyorum ama söyleyemem” dedi.

Özal’ın şüpheli ölümü…

Özal’ın vefatının ya da katledilmesinin ardından yıllar geçmesine rağmen, üstündeki sis perdesinin henüz kalkmadığını görüyoruz. Zaman zaman basınımızda ister doğru ister sansasyonel amaçlı olsun, Özal’ın ölümüyle ilgili haberler yayınlanır ve her haberin altında öldü mü, öldürüldü mü sorularına cevap aranır. Sonuçta nasıl ve kimler tarafından değil de, öldürüldüğü ile ilgili iddiaların artık nerdeyse gerçeğe dönüştüğünü kabul etme noktasına getirildi. Son olarak meslektaşım Reha Muhtar da olaya farklı bir yaklaşım getirdi. Özal’ın öldürüldüğü ve Bulgaristan Büyükelçiliği’nde içtiği limonatayla zehirlendiğini bir iddia olarak ortaya attı. Aslında meslektaşım Reha Muhtar’ı bu olayı tekrar gündeme getirdiği için kutluyorum. İki konuda Reha Muhtar’a katılıyorum. Birincisi Özal öldürüldü. İkincisi evet doğrudur zehirlediler. Bunda hemfikiriz. Sadece bunu Reha Muhtar ve Osman Sönmez demiyor. Birçok bağımsız kaynak aynı konuya parmak basıyor… Ancak Reha Muhtar’a katılamadığım konunun başında olayı tek başına KGB’ye bağlaması. İşte orada yanılıyor olabilir. Çünkü işin içinde yalnızca KGB yoktu. Bundan rahatsız olan CIA’sından MOSSAD’ına kadar birçok teşkilatın olduğunu biliyoruz. Bunu ben nereden bildiğimi söyleyeyim… Özal’ın ölümünün üzerinden yaklaşık dört yıl geçmişti. Zaman gazetesi adına Bakü’ye tayin edildim. Bu arada yaptığımız çalışmalar rahmetli Aliyev’in hoşuna gitmiş olacak ki beni yakınına aldı. Sık sık görüşüyor, zaman zaman da dinlenme yeri olan Zagulbağ denen yere davet ediyor, bilardo gösterisi yapıyordu. Yaptıklarını ve ideallerini anlatmaktan da geri kalmıyordu. Her uçtuğu yere beni de götürüyor, ülke ülke gezdiriyordu. Gitmeden önce ve döndükten sonra da fikirlerimi sorardı ve bana ismimle değil de gazetemle hitap ederdi. İşte bu arada onunla Türkiye üzerinden Amerika’ya gitme imkanı buldum. THY onun için özel bir yer hazırlatmıştı. Tarifeli olmasına rağmen özel uçak gibi uçuyordu. Kalkışımızdan yaklaşık 3 saat sonra her zamanki gibi Aliyev, yardımcısı Akif Murad Verdiyev’e “Bana Zaman’ı çağır” demiş. Ben de isteği üzerine yanına oturdum. Canı cok sıkkındı. Adeta burnundan soluyordu. Hata mı yaptım diye düşünürken Aliyev’in ağzından şu sözler döküldü: “Yazık oldu. Kişi’yi oldürdüler.” Aslında şaşırıp kalmıştım. Bu sözlerin ardından soru sorma cesareti de bulamadım ve bekledim. Aliyev bir süre sustuktan sonra bana dönüp “Bak Zaman, sana bir sır vericem. Biliyor musun Özal’ı katlettiler. Yazık oldu o kişiye…” dedi. Yeniden sustu Aliyev. Gözleri nemlenmişti. Zaten nemliydi her zaman gözleri. Özal’ı çok seviyordu. Her seferinde Türk dünyasının umudu diyordu onun için. Tek sorduğum soru “nasıl” oldu. “Bak Zaman, Kişi’ye ağı verdiler. Bilirsin nerde? Türkmenistan’da. O özüne dikkat etmedi. Her verileni yedi içti. Neden katlettiler onu da söyleyeyim, birincisi Türk dünyasını toparlayıp büyük Türkiye projesini gerçekleştirmek istemesi… İkincisi ise dünyayı idare edenlerin kendileri için onu tehlike görmeleri…” Kim tarafından öldürüldüğü sorusunu ise Aliyev tek bir cümle ile cevapladı: “Hepsi tarafından.”

İşte işin içinden yalnızca birileri yok, birçokları var. Bunun için CIA ve MOSSAD gibi güçlüler susuyor. Ancak zaman bunu ortaya çıkaracak.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

 
%d blogcu bunu beğendi: