İSTİHBARAT

Şifresiz Yayın!

Bir Suikastin Anatomisi . ( Cevhar Dudayev. )

Posted by admin Ağustos 6, 2008


 

Çeçen Direnişi’nin sembol ismi Cehar Dudayev’in refuze edilmesi gerektiği konusunda ABD-Rus ve Türk istihbarat servisinin Rus hayranı isimleri anlaşınca ABD’den getirtilen NEC marka uydu telefonu bir şekilde çeçen liderine ulaştırılmalıydı. Bunun için hiçbir şeyden habersiz bir müstakbel Başbakan kullanıldı: Erbakan. Çeçen lidere İmmarsat-M uydu telefonu armağan ederken, kurulan kumpastan habersizdi. Uzaktan olayı kontrol içinde izleyen kontr/espiyonaj uzmanı Atasagun’dan başka Türkiye’nin de ortağı olduğu bu uydu sisteminin 100 metre hata ile koordinat verdiğini bilen yoktu. 

 

 

 

 


  MİT Müsteşarı Şankal Atasagun 28 Kasım 2000 tarihinde yanına yardımcısı Miktad Alpay’ı alarak (kendisi daha sonra Siyah kod isimli bir ajan-gazeteci ile de anılacaktır) Sabah, Hürriyet, Milliyet ve Star gazetelerinin Ankara temsilcileriyle yemekli toplantı yaptı. Toplantıda yardımcıyla birlikte söz birliği etmişçesine aynı şeyleri söyleyen müsteşar, kısaca şu vurguları yaptı: ‘özellikle Silahlı Kuvvetler büyük gayret gösteriyor. Ama zaman da kaybediliyor. Adam (öcalan) iki senedir burada. Ama yapılmış olması gerekenlerin çoğu hala yapılamadı.’’ Atasagun, bu noktada, ‘‘Hatalarımızının nedenlerini hep dışarıda, başkalarında aramak alışkanlığımızdan artık vazgeçmeliyiz. Hatalarımızın nedenlerini biraz da kendimizde aramalıyız’’ der. Daha sonra Hürriyet Ankara temsilcisi Sedat Ergin’ in bile hayretini mücib ettiren bu cümlelere şunları ekleyen Atasagun; “Bu öncelikle hükümetin alacağı bir karar. PKK çizgisindeki Medya-TV Güneydoğu’da çok rahat seyrediliyor. Olayları kendi açılarından aktarıyorlar, bir sürü yalan söylüyorlar. Herkes de çanaklar üzerinden bu yayınları izliyor.” Diyerek Kürtçe TV ye ‘yeşil ışık’ yakıyordu.

Aslında müsteşarın bu 4 gazetenin yazarını davet edip, ülkeyi sarsacak açıklamalar yaptığı tarih çok önemli. Kasım Ayı MGK toplantısının hemen öncesi. O günkü MGK toplantısında müsteşarın bahsini ettiği hiç bir konu ön planda değilken, 29 kasım 200 çarşamba günkü Dışişleri Bakanlığı Enformasyon Dairesi Başkanlığı tarafından yapılan olağan basın bültenindeki şu cümleler çarpıcıydı: “Gözler bugünkü MGK toplantısında MİT Müsteşarı Atasagun’un Kürtçe TV ve eğitim yapılmasını isteyen sözlerden sonra gözler bugün MGK’nın, Kasım ayı olağan toplantısına çevrildi. Toplantının gündeminde Kıbrıs, AB ile ilişkiler ve af konusu olmasına karşın, Atasagun’un açıklamaları ön plana geçti. üst düzey askeri bir kaynak, “Kürt dili ile eğitim ve TV yayınlarının uygulamaya konulması pratikte mümkün değildir. Bu “Eğitim Birliği Yasası” ile de bağdaşmaz” diye konuştu.

Görüldüğü gibi Atasagun ve yardımcısı bir taraftan başta MHP olmak üzere iktidarı sinirlendirmiş, diğer yandan askerleri zor durumda bırakan açıklamaları, MGK öncesi manşetlere taşımayı başarmışlardı.

Batı basını ise Müsteşarın önce Genelkurmay adına konuşup, bir gün içinde düzeltme yaptığı görüşleri düzeltmeyi hiç dikkate almayarak verdi.

Reuters ve Associated Press Haber Ajansları, International Herald Tribune, Washington Post, New York Times, Guardian gibi gazeteler, müsteşar haberine geniş yer verdi. ABD ve İngiliz basını Müsteşarı destekleyen geniş haberlere yer verirken Alman basını bu konuda kısa haberlerle yetindi.

Reuters, açıklamayı abonelerine “Alışılmadık bir brifing” vurgusuyla duyurdu. Reuters’in haberi şöyle: “üç parti koalisyon hükümetinde zaten gerilim yaratmış olan bir konuda yapılacak liberal yorumların sert tartışmalara yol açmasına kesin gözüyle bakılıyor. MHP üyesi olan Savunma Bakanı Sabahattin çakmakoğlu’nun ilk tepkisi soğuk oldu. çakmakoğlu muhabirlere ?Bu görüşler MİT müsteşarının kişisel görüşleri olabilir ama devlet için bağlayıcı olduğunu sanmıyorum’ dedi. 1960’tan beri üç defa hükümet devirmiş olan güçlü ordu, Türkiye’deki 12 milyon Kürde tavizler verilmesine, bu türden hareketlerin ülkenin parçalanmasına yol açacağı korkusundan dolayı, kesinlikel karşı.”

Haberde ayrıca, MİT, “açık görüşlü” olarak övüldü ve “MİT, ülkede güçlü bir kuvvet. MİT aynı zamanda geleneksel olarak gizlilikten yana ve tutucu olmasına rağmen son aylarda daha açık bir görüntü ouşturmak için bazı adımlar attı” dendi.

Şenkal Atasagun’un Genelkurmay adına konuşup sonradan bu ifadeyi düzeltmesine yer vermeyen Reuters, bu ayrılığa, Oktay Ekşi’nin yorumuna gönderme yaparak değindi: “Milliyet, Atasagun’un Kürtçe yayın konusunda ordunun da kendi görüşlerini paylaştığını söylediğini yazdı. Ama Oktay Ekşi, Atasagun’un değerlendirmelerini eleştirdi ve Genelkurmay’ın bu husustaki itirazlarının bilindiğini söyledi.”

TARTIŞMA DIŞI REFORM ÖNERİLERİ

Associated Press haber ajansı ise, Atasagun’un, Abdullah öcalan hakkındaki, “asılmamasını istedik”, “Kürtleri kazanmak için kendi dillerinde ulaşmak zorundayız” gibi görüşlerine özetledikten sonra, Başbakan Bülent Ecevit’in desteğine geniş ver yerdi. Ecevit’in Atasagun’la aynı doğrultudaki açıklamaları ardından ise, Avrupa Birliği’nin de Türkiye’nin üyeliği için aynı koşulları istediğine dikkat çekildi.

Guardian gazetesinde Chris Morris imzasıyla çıkan yorumun konusu da MİT müsteşarının açıklamasıydı. üstelik Morris, 29 Kasım tarihli yazısında, müsteşar-genelkurmay ayrılığını dile getirdi, ancak onun da kalemi, Atasagun’un düzeltmesini vermeye yetmedi. Yazıdaki ilgili bölüm şöyle:

“Casus şefinin, ordunun da kendisiyle aynı görüşleri paylaştığını söylediği yazıldı, fakat önde gelen generallerdennn Kürterin kültürel taleplerinin karşılanması yönünde destek veren herhangi bir resmi açıklama hiçbir zaman yapılmadı. Askeriye, PKK’ya tavize benzer herhangi birşeye karşı koyacağını açıkça belirtti.”

Guardian yazarı, müsteşarın çıkışını ise şöyle değerlendirmiş: “Türkiye ile Avrupa arasındaki ilişkilere hiçbir zaman kolay olmayacak, ama son zamanlara kadar tümüyle tartışma dışı olan reform önerileri hakkında gerçek bir tartışma sürüyor.”

MGK’DAN BEKLENEN REFLEKS

 

 MGK sanki Atasagun’un istediği kıvama gelmişçesine zehir zemberek bir açıklama ile Batı dünyasını uyardı. Uluslararası çevrelerde MGK’nın bu açıklaması, Türkiye’nin AB ile arasındaki uçurumu biraz daha derinleştirmesi olarak değerlendirildi. MİT müsteşarı ve yardımcısı, Türkiye’nin rotasında çok ciddi bir darbeye sebebiyet vermişti.

 Şenkal Atasagun’un bu çarpıcı açıklamaları yaptığı günlerde MGK’nın yapılacak toplantısı kadar çarpıcı başkaca bazı tesadüfler daha vardı..

Mesela…

Mesela; aynı günlerde, yani MİT müsteşarı ve yardımcısının ‘Apo’yu artık asmamız gerekmiyor, besleyerek, örgütünü bölelim’ dediği günlerde, Aptullah öcalan’ın uçuş rotasını çizen CIA’nın ortadoğu masası şefi David Adolph Korn da Türkiye’deydi. Medya ‘Apo asılsın-asılmasın, Kürtçe TV olsun-olmasın tartışmasını yaparken Korn, 30 kasım akşamı saat 22.30’da Ankara Expresi’nin 1. vagonu 11 numarasında Ankara’ya doğru yola çıkmıştı..

Korn’un bir özelliği Apo’nun özellikle Beka’dan Rusya’ya, oradan İtalya ve nihayet yakalandığı noktaya kadar olan tüm uçuş rotasını çizen kişi olmasıydı. Ve malum olduğu üzere, Atasagun ve ekibe de Apo’yu yakalayarak tarihe geçen ekip olarak tarihe geçtiler..

İlginç olan bir başka ayrıntı ise, Apo’nun asılmasını siyaseten çok isteyen MHP Lideri’ni ikna için Ocak ayının ilk günlerinde başbakanlık konutunun merdivenlerinde yine önemli bir isim görülecekti: Şenkal Atasagun!!!

Atasagun ne demişti gazetecilere: “Apo’yu getiren de biziz, astırmayan da!!!”

 

  ANILAR…ANILAR…

Şimdi isterseniz elimize bir kitap alıp beraber okumaya başlayalım. Kitabın ismi Siluetini Sevdiğimin memleketi. Yazarı Faruk Bildirici. İşte size bir pasaj: “öcalan, binanın önüne yerleştirilen Mercedes minibüsteki C-4 patladığı sırada telefonla konuşuyordu. Telefon konuşması da MİT’in Yenimahalle’deki merkezinden dinleniyordu. Patlamadan sonra telefon konuşması kesildi.

MİT’te kısa süreli bir sevinç yaşandı.

Fakat zafer havası uzun sürmedi, çünkü patlamanın şaşkınlığını atlatan öcalan yeniden konuşmaya başlamıştı. öcalan’ın kurtulmasının nedeni, üç tarafı çelikle kaplı minibüsün gereğinden daha uzağa ve yanlış açıyla park edilmesiydi….”

Bu operasyon 6 Mayıs 1996 yılında Apo’ya karşı Şam’da gerçekleştirilen bir operasyon… Düzenleyen ise kahramanımız Atasagun. Belki size başarısız gibi görülen bir operasyon gibi gelebilir ama, tarih tozlu yapraklarını üst üste dizdiği zaman puzzle’ın parçaları birleşince, neden bilinerek ıskalandığını annlamakta gecikmiyoruz. Bu konunun ilgililerine editorunuz soruyor:

Apo bomba patlarken acaba kiminle konuşuyordu?

Sizce kiminle telefonla konuşmaya dalmıştı ki, araç dolusu C-4’ün patlaması bile onu yerinden kımıldatmadı. Neydi bu suikasti olağan gösteren şey?

Daha sonra MİT’ten yetiştirilen gazetecilere yazdırılacak kitaplarda (BKZ Tuncay özkan’ın Operasyon isimli kitabı) bu tür ayrıntılar unutulacaktı!

Apo’ya karşı bu kadar merhametli olan bir MİT müsteşarı başka birilerine , mesela çeçen lidere karşı daha farklı hisler besliyor.

Nasıl mı?

Anlatalım da inanmayın:

önce yine bir ayrıntı:

Tarih 4 haziran 20001. Hürriyet’in washington muhabiri Kasım Cindemir “Müthiş İtiraflar” başlığıyla tam olarak “manipülatif” bir habere imza atarak kafkas Vakfı’nı bile inandıracak düzmece safsatalar zinciri hazırladı. Bu istihbarat örgütlerinin yıllardan beri kullandığı bildik bir dezenformasyondan başka bir şey değildi. Zeka düzeyi düşük bu yanıltmacayı hemen ortaya çıkarmak isteriz. önce Kasım’ın haberini okuyalım: “ABD’nin süper gizli servisi NSA’nın dinleme faaliyetlerini Hürriyet’e anlatan eski ajan Wayne Madsen’e göre çeçen lider Cahar Dudayev’in nerede olduğunu da NSA’nın tespit ettiğini söyledi ve hatta bulunduğu yerin koordinatlarının ABD tarafından Moskova’ya verildiğini söyledi. Madsen, Dudayev’in öldürülmesinde NSA’nın üstlendiği rolü şöyle anlattı: ‘Dudayev Refah Partisi’nin verdiği uydu telefonu kullanıyordu. NSA yerini ve koordinatlarını belirledi ve Başkan Clinton’a bildirdi. Bill Clinton, Moskova’da idi. Boris Yeltsin’in yeniden seçilmesini istiyordu. çeçen lider Cahar Dudayev’in yerini ve koordinatlarını Yeltsin’e bildirdi. Ruslar, Dudayev’i hemen öldürdü. Boris Yeltsin de Clinton da yeniden seçildi. Aslında, Başkan Clinton’ın yaptığı yasalara aykırıdır”

Aklı başında her dünyalı, bu satırlardaki bilgisizliği ve cahilliği anlayabilir..

En iyisi biz yengeç metodu takip ederek, tersten okuyarak gerçeği arayalım..

HEDİYELER VE RUS AŞKI

Rus gizli servisleri, çeçen direnişinin içine sızmakta çok zarlanıyorlardı. çeçenler bir tek ülkeye peşin bir içtenlik ve güven ile bağlıydılar: Türkiye! üstelik iktidarda çeçen direnişini koşulsuz destekeyen bir hükümet vardı: Refahyol.

Rusya, çeçen direnişi hakkındaki sınırlı istihbari kaynaklarını ancak Türk istihbaratı içindeki gönül dostlarıyla çoğaltabiliyordu. Bunun için de gençliğinde “Sovyet Masası” bölümünde çalışmış üst rütbeli istihbarıtçılara sık sık müracaat ediyordu.

çeçen Direnişi’nin sembol ismi Cehar Dudayev’in refuze edilmesi gerektiği konusunda ABD-Rus ve Türk istihbarat servisinin Rus hayranı isimleri anlaşınca ABD’den getirtilen NEC marka uydu telefonu bir şekilde çeçen liderine ulaştırılmalıydı. Bunun için hiçbir şeyden habersiz bir budala Başbakan kullanıldı: Erbakan. Türk Başbakanı çeçen lidere İmmarsat-M uydu telefonu armağan ederken, kurulan kumpastan habersizdi. Uzaktan olayı kontrol içinde izleyen kontr/espiyonaj uzmanı Atasagun’dan başka Türkiye’nin de ortağı olduğu bu uydu sisteminin 100 metre hata ile koordinat verdiğini bilen yoktu. MİT’in Türk istihbaratına, buradan da Türk Başbakanı’na ulaştırdığı uydu telefon muhataba verildikten sonra aktif hale geçince, Marryland Eyaleti’ndeki Signet super Computer merkezine akan bilgilerle Cehar Dudayev’in 24 saat izlenme süreci başladı. Aynı anda  Aptullah öcalan’da da kullanılmıştı bu sistem. Nitekim ABD’nin süper gizli servisi NSA’nın dinleme faaliyetlerini yürüten eski ajan Wayne Madsen’e göre Abdullah öcalan’ın ‘çok geveze ve aptal’ olduğu için kendisini ele vermişti.

PKK’nın başının, Suriye’den çıktıktan sonra Kenya’da yakalanıncaya kadar NSA tarafından izlendiğini söyleyen Madsen, ‘öcalan, çok geveze biri, cep telefonundan konuşmadan edemezdi ve biz de nerede olduğunu hemen belirlerdik. Rusya’dan başlayarak, Korfu Adası dahil her noktada dinledik. öcalan’ın izlenmesinde İsrail’in de katkısı oldu. öcalan, çok aptalca davrandı. Dinleneceğini bilmesi gerekirdi’ demişti hürriyet muhabirine.

Nitekim Dudayev’in öldürülmesinden hemen sonra 6 mayıs 1996 tarihinde öcalan’a da benzer bir suikast –neredeyse karbon kağıdıyla türetilmiş gibi- düzenlenecek ve bizzat Atasagun tarafından bu operasyon gazeteci Faruk Bildirici’ye anlatılacaktı!

National Security Agency Dudayev’in günlük harekatını raporlar halinde CIA’ye bilidiriyordu. CIA bu bilgileri rutin bir şyekilde MIT’e, MIT’ten Sovyet sempatizanları vasıtasıyla KGB’ye ulaştırılıyordu. Tarih 21 Nisan 1996’yı gösterdiği gün Atasagun KGB ile operasyon hazırlıkları üzerinde mutabakata vardı. Bunun için tek şey gerekiyordu, uyduya sürekli sinyal gönderilmesi için Dudayev’in telefonunun sürekli meşgul edilmesi. Bu görevi de üst düzey bir ishibarat görevlisi üstlendi.Sonrası ise haber ajanslarına şöyle düştü: “Cevher Dudayev’in 21 Nisan’da Gekhi-su koyu yakinlarinda ugradigi bir fuze saldirisinda sehit edildigi iddia edildi. Rus haber ajansi Tass, Moskova ile gecen yil yapilan baris gorusmelerinde Cecen heyetinin baskani olan Haci Ahmet Yerinhanov’a dayandirarak verdigi haberde Dudayev’in olduruldugu one suruldu. Ancak Rus federal servisi Dudayev’in olduruldugunun henuz dogrulanmadigini acikladi. Tass, Dudayev’in cesedinin Cecenistan’in baskenti Grozni’ye 30 km uzakliktaki bir koyde bulundugunu duyurdu. Yerinhanov “Dudayev oldu. Bundan hic suphe yok. Dudayev yaninda bulunan cok sayida yakin arkadaslariyla birlikte olduruldu” seklinde konustu. Dudayev’in yardimcilarindan Duglaha Ibrahimov’un da ayni saldirida oldugu iddia edildi. Interfaks ise, Tass’in haberini yalanlayarak Dudayev’in olmedigini duyurdu. Interfaks, Dudayev’in sekreteri Sainudi Khasanov’a dayandirarak verdigi haberde Dudayev’in hayatta oldugunu ve normal calismasini surdurdugunu acikladi.”

Ve uluslararasi bir haber ajansından: “Dudayev’in, Gekhi-cu Koyu’nde, bir telefon baglantisi icin bulundugu ve bu sirada öldürüldüğü one suruldu. Itar-Tass’in haberine gore, beraberindekilerle birlikte, gecen pazar gunu, savci Muhammed Caniyev’in evine gelen Dudayev, telefon gorusmesi icin baska bir binaya gecmek uzere, buradan cikti. Ancak o anda baslayan fuze saldirisinda agir yaralanan Dudayev, ayni gece öldu. Itar-Tass ajansi bir gorgu taniginin, fuze saldirisi sirasinda, Dudayev’in kaldigi evde uc ceset bulundugunu, bunlardan birinin de “Moskova’dan gelen ust duzey bir yetkiliye” ait oldugunu kaydetti. Yetkilinin Dudayev’le gorusme yapmak uzere orada bulunan bir Rus olabilecegi ifade ediliyor. Ote yandan, Gekhi-cu koyunun uzerinde halen Rus ucaklarinin uctugu belirtiliyor.”

öykümüz işte bu… liseyi bile “çift dikiş” zar-zor bitiren bir görevlinin, makamları tırmanmak için, tehlikeli ilişkilere girmesinin ardından, nasıl uluslararası bir oyuncağa dönüştüğünün çarpıcı,. Sarsıcı hiyayesi. Devamı da var elbette. Bugün Orta Asya topraklarında Rus istihbarat şebekeleriyle can-ciğer kuzu sarması öyküleri..

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

 
%d blogcu bunu beğendi: